Şam

Suriye'nin başşehri veya "Dımaşk" şehrinin merkez olarak kabul edildiği Suriye bölgesine verilen ad. Bu bölgenin merkezi olan Dımaşk şehrine "Şam" da denilmektedir. Şehir merkezi Suriye'nin güneybatı kesiminde yer almaktadır. Akdeniz'e uzaklığı 96 km, denizden yüksekliği ise 685 metredir. Şam şehrinin kuzeyinde Kasiyun Dağı, batısında Cebelü'ş-Şarki ve Lübnan Dağları vardır. Doğu ve güney tarafları ise çevredeki ovalara açılmaktadır. El-Gute Vahasının ortasında yer Alan şehre, ortasından geçen Barada Irmağı hayat vermektedir. Irmağın vahasında çeşitli meyveler, sebze, zeytin ve tahıl yetiştirilmektedir. Son yıllardaki şehirleşme şehrin tabii ve yeşil görünümünü bozmakta, her geçen gün meyve ve sebze bahçelerinin azalmasına sebep olmaktadır. Mükemmel bir karayolu ağı ve iki demiryolu hattıyla Beyrut, Halep, Amman ve Bağdat'a bağlanan Şam şehri milletlerarası hava limanı sayesinde daha da önem kazanmaktadır. Şehre bazı yeni sanayi tesisleri kurulmuş olup, zeytinyağı, çimento ve cam fabrikaları, dokuma ve ayakkabı imalathaneleri vardır. Kılıç yapımı ve kesici silahlar imalatı ortadan kalktıysa da halı, pamuklu ve ipekli kumaş, koku, bakır ve tahta eşya imalatı devam etmektedir.

Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden olan ve Şam adı verilen bölgenin batısı Akdeniz ve Mısır, kuzeyi Anadolu, doğusu Cezire ve Berrü'ş-Şam denilen çöl, güneyi Arabistan Yarımadası ve Kızıldeniz'le çevrilidir. Bu bölge sırasıyla Firavunlar, Aramiler, Fenikeliler, Amalikalılar daha sonra İbraniler yani İsrailoğullarının hakimiyetinde kaldı. Birçok ticaret ve kültür merkezleri kuruldu. Hazret-i Davud ve oğlu Süleyman aleyhisselam zamanlarında Şam bölgesinin hemen her tarafı İsrailoğulları Devletinin hakimiyeti altına girdi. Ancak daha sonra Asurlular ve Babilliler bu bölgeyi işgal edip, Davud aleyhisselam tarafından temeli atılan ve Süleyman aleyhisselam tarafından inşa edilen Beyt-i Mukaddesi (Mescid-i Aksa'yı) tahrip ettiler ve hakiki Tevrat'ı da yakarak yok ettiler. İran hükümdarlarından Keyhüsrev Babil Devletini yıkarak, ülkesinin sınırlarını Akdeniz'e kadar genişletti ve Şam'ı hakimiyeti altına aldı. Büyük İskender'in ortaya çıkışına kadar İran idaresinde kalan Şam bölgesi, İskender tarafından zaptolundu. Büyük İskender'in ölümünden sonra onun kumandanları arasında anlaşmazlıklara sebep olan bu bölge birçok kanlı çarpışmalara sahne oldu. Daha sonra Selefkiler (Selevkoslar) bu bölgeye hakim oldular. Onların kurdukları devlet Suriye Devleti diye meşhur oldu.

Hazret-i Isa'nın doğumundan 64 sene önce Romalıların hakimiyetine girdi. Roma imparatorlarından birçoğu Şam ordusu tarafından, hatta birkaçı Şamlılardan seçildi. Isa aleyhisselam Şam bölgesinde doğduğu ve hak dini insanlara orada tebliğ ettiği için Hıristiyanlar bu bölgeye özel önem verdiler. Şam bölgesindeki Filistin, Hıristiyanlar için umumi ziyaret yeri oldu. Hıristiyan Araplar da Romalılar zamanında bu bölgeye yerleştiler. Şam kısa zamanda bir piskoposluk merkezi oldu. Bizans İmparatoru I. Theodosius Şam'da bir kilise inşa ettirdi. Bu kilisenin içine Yahya aleyhisselamın başının bulunduğu bir türbe de yaptırdı. Bizans devrinde Romalılarla Persler arasındaki savaşlarda büyük zarar gören Şam, son olarak Bizans'a bağlı Gassanilerin hakimiyetinde kaldı.

İslam tarihi boyunca önemli idare, ilim, kültür, ticaret merkezlerinden olan Şam şehri ve civarı Hazret-i Ömer'in halifeliği sırasında Halid bin Velid ve Ebu Ubeyde bin Cerrah idaresindeki İslam orduları tarafından fethedildi. Şam (Dımaşk) şehri Şam vilayetinin merkezi oldu.

Emeviler zamanında İslam Devletinin hilafet merkezi olan Şam şehri fevkalade bir önem kazandı. Başta Ümeyye (Emeviyye) Camii olmak üzere birçok cami ve medrese inşa edildi. Abbasiler devrinde hilafet merkezi Bağdat'a nakledilince de önemli bir ilim, kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korudu. Dımaşk'ta, Haleb'de, Kudüs'te, Hama'da Humus'ta ve diğer kasaba ve şehirlerdeki medreseler, darülfünunlar, İslam kültür ve medeniyetinin yayılış merkezi oldular. Abbasiler zamanında bir ara Mısır'da idareye hakim olan Tolunoğulları tarafından idare edilen Şam şehri ve bölgesi Tolunoğulları Devletinin yıkılmasından sonra İhşidoğulları, Fatımiler ve Karmatilerin hakimiyetinde kaldı. Fatımiler zamanında Şam'da birçok karışıklık ve yangın çıktı. Bu yangınlardan birinde Ümeyye Camii de yandı. 1076'da Büyük Selçuklu Emiri Atsız tarafından zabt edilen Şam'da, hutbe yeniden Abbasi halifesi adına okundu. Atsız'dan sonra Sultan Melikşah'ın kardeşi Tutuş Şam emiri oldu. Tutuş'un oğlu Dokak'ın ölümünden sonra Atabeg Tuğtekin Şam'da Böriler Hanedanını kurdu. Şam bölgesinin bazı kısımları Mirdasoğulları, Artukoğulları, Atabeglerden Aksunguroğulları gibi bazı beylikler tarafından idare edildi.

1154'te Halep Atabegi Nureddin Zengi'nin idaresine girdiği sırada büyük gelişme ve değişikliklere sahne oldu. On ikinci yüzyılda Haçlı orduları Şam'ı ele geçiremediler fakat çevresindeki ovayı defalarca yakıp yıktılar. Şam, Eyyubiler ve Memlukler döneminde de gelişti. Bir ara Moğol, istilasına uğradıysa da kısa zamanda tekrar Memluklere geçti. Memluk sultanlarından Baybars, saltanatı sırasında uzun müddet Şam'da oturdu. Şehirde birçok cami, medrese ve köşk yaptırdı. Şehrin surlarını tamir ettirdi. Şam, Memluklerin Kahire'den sonra ikinci büyük şehri oldu. 1400 senesinde Timur Han Şam'ı ele geçirip ilim adamı ve zanaatkarları Semerkant'a götürdü.

Yavuz Sultan Selim Han 1516 senesinde Mercidabık'ta Memluk Sultanı Kansu Gavri'yi mağlup edince bütün Şam bölgesiyle birlikte Şam (Dımaşk) şehri de Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlılar zamanında Şam'da pekçok cami, medrese ve ticari hayatın canlanması için han ve kervansaray yaptırıldı. Suriye'nin Akdeniz kıyılarındaki limanlarının Avrupalıların ticaretine açılmasından sonra ticari faaliyetler fazlalaştı. Mekke ve Medine'ye giden hac yolu üstündeki en önemli menzillerden biri olması da Şam'a büyük kazançlar sağladı.

Şam 1832-1840 seneleri arasında Mısır Valisi Mehmed Ali Paşanın idaresine geçti. 1840'ta tekrar Osmanlı idaresine döndü. Bundan sonra Osmanlı Devletinin parçalanmasını ve yıkılmasını isteyen İngilizler ve diğer Hıristiyan devletlerin teşvik ve tahrikleriyle hareket eden gayri müslim (Müslüman olmayan) Osmanlı tebaasıyla Müslümanlar arasında birçok çatışmalara sahne olan Şam, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir müddet 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşanın karargahı oldu. Şam Yıldırım Orduları grubunun, Nablus Meydan Savaşında uğradığı mağlubiyetin arkasından Osmanlı hakimiyetinden ayrıldı.

Mart 1920'de Suriye bağımsızlığını ilan etti ve Emir Faysal kral oldu. Şam ise Suriye'nin başşehri oldu. Nisan 1920'de İtalya'nın San Remo şehrinde toplanan konferansta Fransa'ya Suriye ve Lübnan üzerinde manda hakkı tanındı. 25 Temmuz 1920'de Şam, Fransız kuvvetlerince işgal edildi. Ekim 1925'te meydana gelen büyük bir ayaklanma üzerine Fransızlar tarafından şehir bombalandı. 1941'de Şam Fransız kuvvetlerinin merkezi haline geldi. Suriye 1946 yılında kesin olarak bağımsızlığını ilan edince, Şam şehri başşehir oldu.

Bugün Suriye'nin en kalabalık şehri olan Şam'ın nüfusu her geçen gün hızla artmaktadır. Nüfusun çoğunluğunu sünni Müslümanlar teşkil eder. Şiilerin azınlıkta bulunduğu Şam'da Hıristiyanlar ve Filistinliler de yaşamaktadır. Şam'ın yüzölçümü 18.032 km2 ve nüfusu yaklaşık 2.824.000 kadardır.

İslam tarihinde önemli ilim, irfan, kültür ve ticaret merkezlerinden olan Şam'daki Ümeyye Camiinin içinde Yahya aleyhisselamın başının bulunduğu türbe vardır. Ayrıca pekçok İslam meşhurunun kabri Şam'da bulunmaktadır. Eshab-ı kiramdan Ebü'd-Derda, Bilal-i Habeşi, Muaviye radıyallahü anhüm, Tabiin ve Tebe-i tabiinden pekçok kimse, devlet adamlarından Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz, Atabeg Nureddin Zengi, Eyyubi Sultanı Selahaddin Eyyubi, Memluk Sultanı Zahir Baybars, Osmanlı sultanlarından Sultan Vahideddin Hanın kabri buradadır.

Abdullah Herati, Abdülgani Nablüsi, Abdülkadir Cezayiri, Ali el-Hariri, Ebu İdris el-Havrani, Ebu Süleyman Darani, Huzeyfetü'l-Meraşi, Halimi Çelebi, İbn-i Abidin, İbrahim bin Edhem, Mevlana Halid-i Bağdadi, Muhammed Bedahşi, MuhammedKudame, Muhyiddin-i Arabi, Nablüsi, Nevevi, Seyyid Muhammed Muradi, Şakir Hamevi, Takıyyüddin Hısni, Tavus bin Keysan, Zühri gibi pekçok İslam alimi ve evliyanın kabirleri de Şam'da bulunmaktadır.

İslam mimarisinin Şam'daki ilk eseri Ümeyye (Emeviyye) Camiidir. Nureddin Zengi tarafından yaptırılan Maristan (Hastane) ve Nuriye Medresesi,Darü'l-Adl, Darü'l-Hadis, Memluk Sultanı Zahir Baybars tarafından yaptırılan Zahiriyye Medresesi, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a inşa ettirdiği Süleymaniye Camii ve Tekkey-i Süleymaniye Külliyesi, Derviş Ali Paşa tarafından yaptırılan Dervişiyye Camii, Sinan Paşa tarafından yaptırılan Sinaniye Camii ve ticari hayatın canlandırılması için yaptırılmış olan hanlar ve kervansaraylardan bir kısmı bugün halen mevcuttur.


03 Mayıs 2014, 14:55
1984 kez okundu

nedir-tr nedir sitesinde günlük ve güncel kelimelerin açıklamaları ve anlamı Nedir olarak bulunuyor. ayrıca tüm kelimelerin anlamlamına bakmak için sözlük sayfamızdan bakabilirsiniz

Bursa'da Zaman'dan | Buruciye Medresesi | Burun | Burundi | Busayrı |